Prof. Dr. Asuman Baytop Anısına
1932 – 2014
Asuman Baytop (27 Mart 1920, İstanbul - 18 Şubat 2015, İstanbul), Türk botanikçi, bitki toplayıcısı ve eczacı. Türk bilim tarihinin önemli isimlerinden biridir. Türkiye florasına katkılarından dolayı 9 bitki türüne adı verildi. Bunlardan biri 1979 yılında Akseki'de kendi topladığı Crocus asumaniae’dir. Türkiye florası üzerine uzmanlaşıp bu alanda akademik çalışmalar yürüttü. 150'den fazla arazi gezisinde 23.000 bitki örneği topladı ve inceledi. Türkiye florasına bilim için yeni 8 tür ve 3 alttür kazandırdı. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbayumu (ISTE) ve Farmasötik Botanik Anabilim Dalı'nın kurucusudur. 1989 yılından itibaren Türkiye'de botanik eğitiminin ve araştırmalarının tarihini inceledi. Akademik çalışmaları ile birçok ödüle layık görüldü. Kendisi Turhan Baytop'un eşi, bilim tarihçisi Feza Günergun'un annesidir. Ulusal ve uluslararası 260 kadar bilimsel yayını vardır. Başlıca yapıtları :
- Tıbbi Bitkiler Atlası (1978),
- Farmasötik Botanik (1967),
- Farmasötik Botanik Uygulamaları (1993),
- Bitkilerin Bilimsel Adlarındaki Niteleyiciler ve Anlamları (1995),
- İngilizce-Türkçe Botanik Kılavuzu (1998) ve
- Türkiye’de Botanik Tarihi Araştırmaları'dır (2003).
Prof. Dr. Asuman Baytop, Türk farmasötik botanik ve etnobotanik biliminin önde gelen isimlerinden biridir.
Botanik Sözlük
İngilizce botanik terimler ve Türkçe açıklamaları
5.010 terim · Sayfa 1 / 51
| İNGİLİZCE | AÇIKLAMA |
|---|---|
| a priori | önceden, yaradılıştan, deney yapmadan önce (Lat.) |
| A.D., Anno Domini, | Milâdî, îsa'nın doğum yılı (Lat.) |
| abandon(-ed) | terketmek, abandoned fields terkedilmiş tarlalar |
| abaxial | eksenden uzakta olan taraf ile ilgili, follicle with 3 abaxial nerves folikülün eksenden uzak olan yüzü (dış yüzü, sırtı) 3 damarlı |
| abbreviate(-d) | kısaltmak, stem with numerous abbreviated lower irıternodes gövde çok sayıda kısalmış intemodyumlar (düğümlerarası) ile |
| abbreviation | kısaltma, bir kelimenin kısaltılmış şekli |
| aberrant | anormal, sapkın, normalden sapmış, it could be an aberrant form of A.p. A.p. türünün bir anormal formu olabilirdi |
| able | muktedir, to be able becerebilmek |
| abnormal | anormal, düzgüsüz, kaideye uymayan, normal dışı, umbels are abnormally shaped due to etiolation etyole olduklarından dolayı umbellalar anormal bir şekil almıştır, abnormality anormal durum |
| aboriginal | bir yörenin en eski yerlisi, en eski halkından |
| abort(ed) | verimsiz olmak, düşmek, dumura uğramak, one side of the verticillaster usually aborts çevrel çiçek durumunun (vertisillaster) bir yanı genellikle verimsiz kalır, flowers perfect or gynoecium aborted çiçekler tam veya dişi organ dumura uğramış |
| abortion | gelişememe, olgunlaşmadan düşme, capsule 1-seeded by abortion olgunlaşamama sonucu kapsula 1-tohumlu |
| abortive | olgunlaşmadan düşen, tohum bağlamayan, düşük, infrutescence strongly abortive, many fruits falling before maturity meyva durumu çok düşük verir, birçok meyva olgunlaşmadan düşer |
| abound(-ed) | bol olmak, to abound with gum bol miktarda zamk taşımak |
| about | hakkında, yakınında, civarında, yaklaşık, densely hairy about mouth ağız çevresinde sık tüylü, Central hollow of stem about 415 the stem diameter gövdenin orta boşluğu gövde çapının yaklaşık 4/5 ü kadar |
| above | yukarıda, üstünde, above ali, herşeyden fazla, bilhassa, above-cited yu karıda zikredilmiş, above-ground shoots toprak üstü sürgünler |
| abrupt | çok dik, bract ending abruptly in a subulate cusp brakte aniden biz şeklinde sivri bir uzantı (kuspis) ile nihayet bulur |
| absciss(-ed) | kopup düşmek, upper part of calyx abscissing in fruit leaving a persistent basal part meyva zamanında kaliksin üst kısmı enine olarak ayrılıp düşer ve taban kısmı devamlı olarak kalır, leaves with abscissing stipules yapraklar kopup düşen stipulalar ile, |
| absence | eksiklik, yokluk, in the absence of mature fruit olgun meyva eksikliğinde, abserit eksik, yok, mevcut değil |
| absolute | mutlak, kayıtsız şartsız, salt, saltık, the presence or absence of the ray floyvers is the only absolute point of dijference between the two subspecies kenar çiçeklerin varlığı veya eksikliği iki alttürü ayırt eden tek kesin farktır, absolute length of co |
| abstract | özet, abstraction özet çıkarma |
| abundance | bolluk, çokluk, because of the abundance of intermediate forms ara formların çokluğundan dolayı, abundant mebzul, bol, scales abundantly fimbriate pullar bol saçaklı |
| acaulescent, acaulous | gövdesiz, bariz bir gövdesi olmayan, acaulescent perennials gövdesiz çok yıllık bitkiler. Gövdesiz bitkilerde taban yapraklarının ortasından hemen bir çiçek veya bir çiçek durumu saplı veya sapsız olarak yükselir, şek.24 |
| acc.no., accession number | örneğin kuruma geliş numarası |
| accentuation | vurgulama, kuvvetlenme, the accentuation of the bi-auriculate state may be affected by the age iki-kulakçıklılık derecesinin artışı bitkinin yaşma bağh olabilir |
| accept(-ed) | kabul etmek, many of the accepted species kabul edilen türlerin birçoğu, accepted names are in roman type, synonymous in italic kabul edilen bitki adları dik, eşanlamlar italik yazılmıştır, acceptable kabul edilebilir |
| accessory | ek, yardımcı |
| accomodate(-d) | yerleştirmek, yer vermek, the following classification accomodates rnost of the variations found in Turkey aşağıdaki sınıflandırma Türkiye'de bulunan çeşitli formların çoğunu içine almaktadır, some material can not be accomodated within the subspecies baz |
| accompany(-ied) | yanmda bulunmak, refakat etmek, ilave etmek, accompany the description of each group her grubun betimini ilave ediniz |
| Accord | uyum, the description and locality ar e in accord with ... betim ve toplama yeri bakımından ... türüne uymaktadır |
| accord(-ed) | vermek, uygun görmek, this variety has often been accorded specific status bu varyete çoğu kez tür kademesine uygun görülmüştür, according to thefield notes arazi notlarma göre |
| accordance | uygunluk, in accordance with ile uygun olarak |
| accordingly | buna uyularak, buna dayanarak, it accordingly can not be maintained as a species bundan dolayı bir tür olarak muhafaza edilemez |
| account | rapor, izahat, beyan, bahis, to take into account göz önünde tutmak, hesaba katmak, on account of' den dolayı |
| account(-ed) | hesap vermek, saymak, sayılmak, addetmek, the key and descriptions given below do not account for these variants aşağıda verilen anahtar ve betimler bu varyantlar için değildir, the wing accounting for 112 or less of the total mdth kanat tüm genişliğin ya |
| accrescent | zamanla büyüyen, gelişen, sepals accrescent in fruit sepaller meyvada büyümüştür, covered with accrescent spines büyüyen dikenlerle örtülü |
| accumbent | kenara dayalı, radicle accumbent kökçük kenara dayalı, tohumdaki embriyonun kökçüğü kotiledonların kenarına dayalıdır (Cruciferae), şek. 15 |
| accumulation, | yığm, toplama, birikme, accumulation of carefully annotated specimens üzerinde itina ile kaydedilmiş açıklayıcı notlar taşıyan örneklerin birikmesi |
| accuracy, | kesinlik, doğruluk |
| accurate | kesin, doğru, kusursuz, for accurate Identification tam doğru bir teşhis için |
| acentric | merkezsiz, asentrik, prickles with a ± dilated usually acentric base dikenler az çok genişlemiş genellikle asentrik bir taban ile |
| aceramic | seramiksiz |
| acerose | iğnemsi, small shrubs with subulate acerose spiny leaves yaprakları bizimsi, iğnemsi ve dikenli olan küçük çalılar |
| achene | aken, tek tohumlu, ince perikarph, açılmayan, kuru, küçük meyva, Compositae meyvası gibi |
| achenial | aken ile ilgili, fruit achenial meyva aken tipinde, achenial beak aken gagası |
| achlamydeous | örtüsüz, periantı (çiçek örtüsü) olmayan, çıplak |
| acicle | iğne, ince diken |
| acicular | iğnemsi, iğne şeklinde, şek. 3 |
| acid, acidic | asit, asitli, ekşi, on light acid soils asit karakterli hafif topraklarda, on acidic and basic substrata asit ve kalevî zemin üzerinde, acidic igneous rocks asit karakterli volkanik kayalar, pulp acidic meyvanın eti ekşi |
| acknowledge(-d) | tasdik etmek, tanımak, is acknowledged with thanks teşekkür edilir, to acknowledge receipt of alındığını tasdik etmek |
| acorn | meşe palamudu, meşe meyvası |
| acrid | keskin, herbs with acrid juice keskin usareli otlar, acrid smell when bruised ezildiği zaman keskin koku, acrid flavour keskin lezzet |
| acrogynous | tepesi dişi, spikes acrogynous çiçek durumunda üst başaklar dişi, alttakiler erkek |
| acropetal | tepeye doğru ilerleyen, inflorescence acropetal çiçek durumunda çiçek açma tabandan başlar tepeye doğru ilerler |
| acroscopic | tepeyebakan, eksenin tepesine bakan, tepeye yönelik tarafta olan |
| across | bir taraftan karşı tarafa, tuft up to 40 cm across bitki kümesi 40 cm'ye kadar çapta |
| act | iş, fiil |
| act(-ed) | yapmak, davranmak, görev yapmak, the fungus acts as an intermediary in the transfer of nutrients besi maddelerinin naklinde mantar aracı vazifesini görür |
| actinomorphic | aktinomorf, ışnısal, muntazam, bir orta eksene göre çok simetrili, flowers actinomorphic çiçekler ışınsal |
| action | iş, faaliyet |
| active | faal, hareketli, etken, iş gören |
| actual | gerçek, şimdiki, actually, hakikatte, the illustration labelled A.c. is actually ofA.d. etiketinde A.c. yazılı olan resim hakikatte A.d. nin resmidir |
| aculeate | dikenli |
| aculeolate | dikencikli, kısa küçük dikenli, leaf margins antrorsely aculeolate yaprağın kenarları öne (yaprak tepesine) yönelik dikencikli, aculeolus dikencik, küçük diken (çoğ. aculeoli) |
| acumen | kavrayış, seziş, anlayış, it depends upon taxonomic acumen of the botanist botanistin taksonomik anlayışına bağlıdır |
| acumen | akumen, daralmış bir uzantı, sepals with a longer acumen sepaller tepede daha uzun bir akumen ile, stipules tapering into an acumen kulakçıklar tepede bir akumen şeklinde daralmış |
| acuminate | akuminat, akumenli, tepede birden daralmış ve uzamış, şek.5 |
| acute | sivri, keskin, acute-tipped hairs tepesi sivri tüyler, acute angle dar açı, 90° den küçük açı, acutish sivrice, şek.5 |
| acute | had, aşırı, acute problenıs aşırı meseleler, zor sorunlar |
| acyclic | asiklik, siklik olmayan, halkalar üzerinde değil de helezoni dizilişte olan |
| adapt(-ed) | uymak, çevre koşullan etkisi altında ortama uyum sağlamak, a species adapted for specialised insect pollination by its pseudotubular flowers yalancı-tüpsü çiçekleriyle özel bir böcekle tozlaşmaya uyum göstermiş bir tür |
| adaptability | ortam koşullarına uyabilme yeteneği |
| adaptation | çevre koşulları etkisi altında bitkinin ortama uyum gösteren karakterler kazanması, bu karakterler uzun süreli tabii bir seleksiyon sonucu bitkide genetik olarak yerleşmiştir, these differences reflect an adaptation to dry conditions bu farklar kurak şart |
| adaxial | eksene bakan, eksene yakın olan tarafla ilgili, fruit dehiscent adaxially meyva eksene bakan tarafından, karın tarafından açılır |
| add(-ed) | ilâve etmek, eklemek |
| addendum | ek, ilâve (çoğ. addenda) |
| addition | ek, ilâve, in addition to ilâveten, additional ilâve teşkil eden, additionally ilâveten |
| adequate | elverişli, yeterli, adequate material elverişli bitki örnekleri, adequately yeterli olarak |
| adhere(-d) | değmek, yapışmak, bağlanmak, birleşmek, fruits adhering in groups by means of the swollen perianth segments mey valar şişkin periant parçaları aracıyla birbirlerine gruplar halinde bağlı |
| adherent | bitişik, yapışık, iki ayrı ve farklı organın birbirine sıkıca değmesi gibi, caryopsis strongly adherent to palea karyops paleaya sıkıca bitişik, keel adherent to the wings kayıkçık kanatçıklara yapışık |
| adjacent | komşu, bitişik, flowers overtopped by adjacent leaves çiçekler onlara yakın olan yapraklar tarafından boyca aşılmış durumda |
| adjoin(-ed) | bitişik olmak, yan yana koymak, adjoining regions of N.E. Turkey Kuzeydoğu Türkiye'ye bitişik olan bölgeler |
| adjudicate(-d) | hüküm ve karar vermek |
| adjust(-ed) | düzeltmek, ayarlamak, adjustment düzeltme, düzenleme |
| admit(-ted) | kabul etmek, it has to be admitted kabul edilmelidir ki |
| admixture | araya ilâve etme, araya ilâve edilen şey, leaves sparsely pubescent with an admixture of stalked glands yapraklar seyrek kısa yumuşak tüylü, aralarında saplı salgı tüyleri ile |
| adnate | birleşik, yapışık, stipule adnate to the petiole orfree kulakçık yaprak sapı ile birleşik veya serbest |
| adopt(-ed) | kabul etmek, the new classification is considered impractical and is therefore not adopted here yeni sınıflandırma kullanışlı bulunmadı ve bu nedenle burada kabul edilmedi |
| adorn(-ed) | süslemek, adornment süs, süsleme |
| adpressed, appressed | yatık, yüzey üzerine paralel olarak yatık, birbirine sıkıca yakın, adpressed hairy yatık tüylü, follicle adpressed to stem folikül gövde üzerinde yatık, fruit spherical, coils adpressed meyva küremsi, spiraller birbirine sıkıca yakın, prostrate shrubs wit |
| adult | reşit, ergin, tam gelişmiş, an adult plant tam gelişmiş bir bitki, adult leafstage ergin yapraklı devre |
| advantage | fayda, üstünlük, the method of Identification by multi-access key has several advantages över a dichotomous key çok girişli anahtar ile bitki tayin etmenin dikotom anahtara nazaran birçok üstünlüğü vardır. |
| adventitious | arızî, normal dışı, gerçek yeri dışında, adventif, adventitious buds normal olarak bulunması gereken yerler dışındaki bir yerde meydana gelen tomurcuklar, ek tomurcuklar, adventitious roots ek kökler, root system wholly adventitous kök sistemi tamamen adv |
| adventive | arızî, sonradan görülen, dış bir ülkeden gelmiş ve devamlı olarak yerleşmiş yabancı bitki |
| adverse | ters, aksi, muhalif, to overcome the adverse conditions ters koşulların üstünden gelmek için |
| advice | tavsiye, öğüt |
| advise(-d) | tavsiye etmek, öğütlemek, advisable tavsiye edilebilir, öğütlenebilir |
| Aegean | Ege bölgesi, Ege denizi ile ilgili |
| aegis | himaye, under the aegis o/himayesi altında |
| aequilong | eşit uzunlukta |